
Gökçen ÇETİNER
gokcencetiner@bebekoyunu.tv
Gökçen ÇETİNER
Kimdir ?
Çocuklar Gibi Oyun Oynamak
Çocuk ve oyun; birbirinden ayrı düşünülemez elbet..
Her çocuk oyun oynar, oynamalıdır da, çünkü çocuğun doğal dürtülerinden biri olan oyun, kendiliğinden şekillenen, onun öğrenmesini, yaratıcılığını geliştirmesini ve enerjisini boşaltabilmesine yarayan keyifli bir etkinliktir. Oyun ekonomik ve sosyal durumu ne olursa olsun her çocuk için temel bir haktır. “Bizimki hep oyun oynamak istiyor, başka bir şey yapamıyoruz beraber, beni de kendine arkadaş ediyor” diyen her ebeveyne derim ki, bırakınız oynasınlar, hatta oynayın beraber, ne güzel işte, siz de tadını çıkarın
Oyunu bir şeyler öğretmenin en keyifli yolu olarak kullanabileceğiniz gibi, çocuğunuzun gelişimini takip edebilecek bilgiler de alabilirsiniz oyun oynarken, hatta normalde soracağınız bir sürü soruyu cevapsız bırakabilen çocuğunuzun duygusal durumu veya yaşadığı bir olay hakkındaki düşüncelerini de en iyi oyunla öğrenebilirsiniz.
Oyun yoluyla çocuk, bir toplum içinde yaşamanın kurallarını, paylaşmayı, yardımlaşmayı, saygı göstermeyi öğrenir. Çocuğa kendini rahat ve huzurlu olabileceği bir oyun ortamı yaratmak önemlidir. Böyle bir ortamda çocuk yaş özelliklerine göre bazen bir arkadaşıyla, bazen büyükleriyle, bazen de tek başına oynamayı tercih eder.
Oyun yoluyla zihinsel, bilişsel, sosyal ve dil gelişimleri hızlanır. Zaman zaman oyun içinde arkadaşları ile tartışabilir, böyle durumlarda sorunlarını nasıl çözebileceğini öğrenir. Kimi zaman oyunun lideri, kimi zamansa oyundan dışlanan kişi olabilir. Yaşadığı minik sorunları çözebilmeyi yine oyun yoluyla edindiği tecrübelerle kazanır.
Çocuk oyun oynarken çevresindeki pek çok kişiyi taklit eder. Bu da
onlara yaşam tecrübesini arttırmak için olanak sağlar. Oyun yoluyla üzüntü ve sıkıntılarından kurtulur, farklı özellikteki nesnelerle oynarken kavramları, sayıları ve buna benzer pek çok bilişsel yeteneğini de geliştirme imkânı bulur. Yani oyun bir zaman kaybı değil, çocuk için birçok alanda kazançtır.
Bazen çocukların oyunlarını izlerken keşke büyüyünce de sorunlarımızı çözmenin böyle kolay ve zevkli yollarını unutmasaydık diyorum, ya da vaktimizi doldurduğumuz onca yorucu, zorlayıcı ve bazen de yalnızlaştırıcı etkinlikler yerine yine oyun oynayabilsek çocuklar gibi diye düşünüyorum. Çocuğu olan yetişkinlerin bir avantajı bu aslında, sürekli enerjik tutan, hep oyuna davet eden ve hayal gücü konusunda sürekli rehberlik edebilen bir oyun arkadaşları var
Çocuk ve oyun ilişkisine biraz daha ayrıntılı bakarsak, belki de çocukları daha rahat anlayabilir ve yaş dönemlerine göre ihtiyaç duydukları oyun ortamlarını kurabiliriz.
İşte bazı ipuçları:
Oyun, farklı yaş dönemlerine göre değişiklik gösterir. 2 yaşından sonra çocuklar yaşantılarının farklı yönlerini yansıtan dramatik oyunlara yönelirler. Çocukların oyun dönemlerini şöyle sıralayabiliriz: 
1- Tek başına oyun
2- Başka bir oyunu izleme
3- Paralel oyun
4- İşbirliğine dayalı kurallı oyun
Tek başına oyun başlangıçta çocuklar için mümkün olan tek oyundur. Bu oyun biçiminde çocuklar arkadaşları ile birlikte oynama girişiminde bulunmazlar.
Bu evreyi izleyen bir diğer oyun biçimi başka bir oyunu izlemektir. Burada diğer çocuklarla ilişki kurmadan sadece izler. Paralel oyun aynı oyun malzemesini kullanan çocukların yan yana oynamalarına karşın faaliyetlerini bağımsız sürdürmeleridir. İşbirliğine dayalı kurallı oyunda amaç topluca organize olmak ve belirli bir sonuca ulaşmaktır.
Okul öncesi dönemde çocuğa en sağlıklı oyun ortamını okul öncesi eğitim kurumları verir. Çocuk arkadaşları ile birlikte olma fırsatını yakalar. Ancak aynı şekilde evde uygun oyun ortamını sağlamak gerekir. Anne babaların çocuğun oyununa saygı göstermeyi, zaman zaman yalnız, isterse arkadaşları ile oynaması için fırsatlar yaratmayı, en önemlisi de onunla baş başa oyun oynamayı unutmaması gerekir. Sizler çocuklarınıza oyun yoluyla bazı sorumlulukları aşılayabilir ya da kuralları öğretebilirsiniz.
Örneğin akşam sofra hazırlamayı oyun haline getirip ona da bu sayede küçük sorumluluklar aşılayabilirsiniz. Ya da üstünü giymekte direnen çocuğunuza saatlerce dil dökmek yerine “haydi yarış yapalım” diyerek onu hızlandırabilirsiniz.
Her yeri boyamaya bayılan ve sınırları henüz algılamayan 3 yaşlarındaki çocuğunuza “dur aman etraf batacak, kırılacak dökülecek” demek yerine odasının bir duvarına büyükçe bir kâğıt yapıştırıp “burası senin boyama duvarın olsun, hadi gel beraber başlayalım” diyebilirsiniz, bu sayede eğlenirken öğrenen çocuğunuzla sinirlerinize yenilmeden vakit geçirmek kolaylaşır.
Oyun ortamının hazırlanması kadar oyuncak seçimi de önemlidir. Oyuncak alırken cinsiyet ayrımı gözetmemelisiniz. Yani kız çocuklarına hep bebek, erkek çocuklarına ise araba almak toplumsal cinsiyet rollerini çocuklara daha küçücükken dayatmaktan başka bir şeye yaramaz, çünkü çocuklar bu yaşlarda birçok konuda olduğu gibi oyuncak konusunda da belli kalıplara sıkışmış değillerdir, tabii siz sıkıştırmazsanız.
Yaratıcılıklarını arttırabilmek, farklı uyarıcılarla temas edebilmek, kendilerini değişik açılardan geliştirebilmek için bu tarz ayırımlar olmaksızın özgürce oynayabilmelidirler.
Çocukların yumuşak oyuncaklardan çok hoşlandıklarını, sarılma ihtiyaçlarını karşıladıklarını unutmayıp evde ayıcıklar, köpekçikler için mutlaka yer ayırmalısınız.
Tahta ya da plastik bloklar, yap-boz ve legolar da evinizde olması gereken oyuncaklardandır. Ayrıca evinizde bir faaliyet köşesi de yaratabilirsiniz. Boyalar, artık materyaller, kutular, boyalar vs. ile birlikte hem keyifli zaman geçirir hem de yaratıcılığınızı artırabilirsiniz.
Yeter ki istensin ve oyun sadece çocuk işi gibi görülmesin daha neler yapılır neler…
Çocuk oyunlarını temel alarak oluşturulmuş terapi yöntemleri olduğunu da düşünürsek çocuk oyunu deyip geçmemek gerektiğini daha da iyi anlarız.
Biraz da onlar bizi değil, biz onları örnek alalım, hadi oynayalım
Uzman Psikolog Gökçen Çetiner