
Gökçen ÇETİNER
gokcencetiner@bebekoyunu.tv
Gökçen ÇETİNER
Kimdir ?
Okula Başlarken
Öncesinde kural ve sınır öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlama konusunda çok fazla sorun yaşamayacaktır. Çocukların büyük bir kısmı kolaylıkla uyum sağlarken, bir kısmının uyum sağlaması zaman alacaktır. Okulun ilk günlerinde bazı sorunların yaşanması doğaldır.
Uyum sağlama aşaması boyunca çocuklarda gözlediğimiz tepki çeşitleri değişiklik gösterir.
•Bazı çocuklar okula gayet ilgili ve rahat başlar.
•Bazıları ilk üç gün ya da bir hafta ilgili ve istekli olur. Okul, onun için park gibidir. Ama sonra biraz da annesi ile birlikte olmak ister. Sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir.
•Diğer bir kısmı ise en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez. Sınıfa gelmesini, yanında olmasını, annesinin yedirmesini ister, ağlamalar gözlenir.
Yeni durumlar çocuklarda uyum sorunları yaratabilir. Okula yeni başlayan çocuk, ev ortamından veya anne - babadan ayrılma kaygısı yaşayabilir.
Okulun ilk günlerinde çocuğun ağlamak, okula gitmek istememek, anne-babasından ayrılamamak, yanında kalmalarını istemek gibi davranışlar göstermesi doğaldır; çünkü çocuk tüm kurallarını bildiği bir ortamdan, henüz hiç bir kuralını bilmediği, tanımadığı kişilerin bulunduğu bir ortama girmektedir. Ancak çocuk okul ortamına alıştıktan ve öğretmenlerini tanıdıktan sonra kaygıları ortadan kalkar.
Bazen de, ebeveynler çocuklarından ayrıldıkları için kendileri de suçluluk ve kaygı duyguları taşıyabilmekte ve çocuklarına yansıtabilmektedirler. Bu durumda çocuğun okul korkusunu bilmeyerek de olsa artırırlar. Bu sinyalleri alan çocuk, daha sonra aldığı sinyalleri kolayca kullanarak, okula gitmemek için direnebilir.
Aile ve okul çocukların eğitiminde çok önemli iki kurumdur. Çocuk kreşe başlayarak; aile ve ev ortamının dışında yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmiş olur ve bireyleşme sürecine başlamaktadır.
Okul korkusu ya da ayrılma ile ilgili kaygısı olan çocukların önceden ayrılığa, bağımsızlığa alıştırılması, böyle bir sorun varsa anne-baba, çocuk ve okul işbirliği ile çocuğun desteklenmesi gerekmektedir.
NASIL DAVRANMALI, NE YAPMALI?
Ø Anaokuluna başlarken, zihinsel olarak hazır olmanın yanında sosyal ve duygusal olarak da hazır olması büyük önem taşır.
Ø Çocuğun okula başlayacağı fikrine öncelikle anne baba alışmalı, ilk günlerin çocuk için zor olabileceğini kabul etmelidir.
Ø Ailenin göstereceği kararlılık, sabır, okul öncesi eğitime ve başladığı eğitim kurumuna gösterdiği inanç ve güven çocuğun uyumunu kolaylaştırır.
Ø Çocuğun okul başlamadan önce okulunu gezip görmesi tanıması çok önemlidir.
Ø Okul hakkında çocuğa açıklama yapmak ve okulu tanıtmak uyumu kolaylaştırır. Çocuğa artık büyüdüğü ve anaokuluna giderek eğlenceli bir şekilde yeni bilgiler öğreneceği, oyunlar oynayabileceği, yeni arkadaşlarının olacağı anlatılmalıdır. Okulun her gün gidilmesi gereken oyun, arkadaş ve eğitim yeri olduğu anlatılmalı, ancak abartılmış ve yanlış bilgi verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla okulda bulduklarını karşılaştırdığında aradığını bulamayacak ve okula güveni kalmayacaktır.
Ø Okul çıkışında çocuğun tam zamanında alınacağının ya da servise
binerek eve getirileceğinin, evde anne/baba/bakıcı vs tarafından karşılanacağının açıklanması iyi olacaktır. Çocuğu kimin karşılayacağının kendisine bilgi olarak verilmesi güvenini ve inancını arttıracaktır.
Ø Okula bırakıldığı zaman çocukla vedalaşmayı kısa tutmaya çalışmak yerinde olacaktır. Birkaç kez geri dönmek çocuğun beklentisini arttıracağından ayrılma anı her seferinde onun için daha zor ve üzücü bir hale gelecektir.
Ø Okula yeni başladığı günlerde çocuğa çok sorular sorarak onu bunaltmaktansa, anlattıklarını dinlemek ve onunla gurur duyulduğunu belirtmek faydalı olacaktır. Çocuğun olumsuz duygu ve düşünceleri varsa onları anlatmasına olanak verilmelidir. Ancak sorgulama yerine duygularının anlaşıldığının hissettirilmesi önemlidir. Anlaşıldığını hissetmek çocuğu rahatlatacaktır.
Ø Okula yeni başladığı günlerde bir sorun yaşanırsa bu problemin zaman içinde düzeleceğine inanmak ve durumun doğallığını düşünerek abartılı tepki ve çok çeşitli çözüm arayışları denememek faydalı olacaktır.
Ø Çocuğun okulu reddetmesi halinde, anne-baba, büyükanne veya büyükbaba gibi aileden birinin çocuktan yana tutum göstermesi, ona güç verir ve tepkisi büyür. Okula gidiş tüm aile bireyleri tarafından desteklenmeli ve aile bireyleri uyum içinde olmalıdır.
Ø Anne-baba ne kadar rahat tavırlar içinde olursa çocuk da o kadar
rahatlayacaktır. Çocuklar kaygı duydukları, korktukları ve can sıkıntısı yaşadıkları her durumda ne kadar endişelendiğini anlamak için anne/babasına bakarak model alır, anne veya babasının endişeli olduğunu gördüğünde, kendi korkularının yerinde olduğunu doğrulayacaktır. Kaygı bulaşıcıdır. Bu nedenle ailelerin sakin ve rahat olmaya çalışması büyük önem taşır.
Ø Aileler, okul ve personel hakkında olumsuz duygu ve düşünceler taşırlarsa bunları çocuğun yanında konuşmamalı, okul psikologu ve idare ile iletişime geçmelidir.
Ø Çocuk okula birlikte geldiği ebeveyninin yanında ağlıyor, onun gitmesine izin vermiyor olmasına rağmen; ebeveyni okuldan ayrıldıktan sonra ağlamayı bırakıp, faaliyetlere katılıyorsa; kaygılarının çoğu bitirmiş demektir. Bir süre sonra da okula gelirken yaşanan ağlamalar son bulacaktır.
Ø Tüm bunlara rağmen bazı çocukların alışma süreci çok uzayabilir. Böyle durumlarda sınıf öğretmeni ve kurum psikologundan yardım alınmalıdır.
Çocuğun okula hazır olması kadar ailenin çocuğunu okula vermeye hazır olması da önemlidir.
Çocuğu okula verdiği için yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, kaygı, çocuğu kaybetme korkusu ve hatta öfke gibi duygular yaşayan ebeveynler bu duygularıyla yüzleşmelidir. Enerjilerini, bu duygularla baş etmek için harcamalıdır.
Aile bireyleri gözleri yaşarmadan çocuğu okula bırakabildiği zaman, çocuğun da bu ayrılıkla başa çıkabildiği görülmektedir.
Tüm çocukların sağlıklı ve mutlu bir okul başlangıcı yapması dileğimle…
Uzman Psikolog Gökçen Çetiner